Ben de sorgulamaya lisede başladım. Tabi lisenin siyasi ortamı da vardı, gerici insanlara o kadar sinir oluyordum ki islam bu değil demek geliyordu içimden. Tabi aynı anda bütün inançları da araştırmaya adadım kendimi. Gözlemlerim islamın diğer dinlerin kopyası olduğu yönündeydi ama gene de yobazlara karşı islamı savunma hırsı vardı içten içe. Sonra
http://www.kurandakidin.net/ diye bir siteyi hatırlıyorum ayet tefsirlerini ve hadisleri reddediyordu. Ben de reddettim. İnsanlara karşı bunu savundum ama uzun süre hiç kimseye anlatamadım derdimi. Sürekli" onlardan iyi bilemezsin" yorumu aldım. Daha sonra Kuran'ı kendim okudum. Baştan sona sabrettim diyemem ama büyük bir kısmını okudum. Kitabın evrensel olamayacağını ve hakikatten araplardan kendini arapçaya adamış insanlardan iyi bilemeyeceğimi farkettim. Recm gibi, kadınların dövülmesi insanların inançlarına göre deli gibi ayrılması gerçekti. Ben de savunmayı bıraktım. Tanrı diye bir kavram olsa dahi arapların siyasi hayatı ve sosyal geleneklerine kafa yormaya tenezzül etmezdi herhalde dedim ve dine inanmadım. Benim olayım bu.
Aradan yıllar geçti. Şimdi insanlar "yaşlanınca tekrar inanırsın" dediğinde gülüyorum. (pek de yaşlanmadım ama uzun zaman geçti)Gerçi ölüm korkusuna ve insanın dine olan psikolojik ihtiyacına da katılmıyor değilim. Kesinlikle herkes dine inanmamayı kaldıramaz. Ama mantığımdan hiç sapmadım. Hiçbir zaman da aklımı açıklayamadıklarımla sınırlamayacağım.