Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Teknoloji & Elektronik

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #10  
Alt 17-02-2025, 14:03
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

--A->---------------------------------
A hareket halinde, hareket = fizikidir, A'ya bağlı iyelik alır, yani hareket A'nın hareketi, hız da hareketin ölçsüdür(ne kadar). "Kaç ekmek aldın?", burada miktar niceliktir, ama ekmek yoksa, adedi de, miktarı da söz konu olamaz değil mi? (zaman, ezel, ebed farazimiz de varlığa bağlı bir ölçü, nicelik)
Hız ise öznenin, insan, canlılar vb. kısaca gözlemleyenin, A'ya göre duğran olan diğer şeylerleden hareketle, ışık yoluyla gölzeirmize yansıyan farkın kıyasıyla soyutlanır. Demek ki hız A ve hareketi ve diğer şeylerle de kıyaslanmasına bağlı.

--(a)-------------------------A->--------

Parantez içindeki küçük (a) bizim ilk gözlemlediğimiz A! İşte bu bellektedir, yani hafızamızda, ya da(!) yolda iz bırakmıştır, İZİ DE HALA ORADADIR, ama araç orada değidlir değil mi?(hani araç ayrıca ezeldeydi, işte bak yol aynı yol, değişen aracın konumu, ezelde falan kalmışlığı veya farazi ezelden gelmişliği söz konusu değil, ne değişti? Yol ortada, araç ortada, ama hareketliydi, o.r.t.a.d.a.y.d.ı, gaipte değil, hareket, hareket derken yıpranacaktır da vs.. hız, zaman vb. ORTADALIKTAN soyutlanır, varlık-yokluk ortada, hamur, ezel ebedi diye bir lafzı yok, anlamı da yok, o.r.t.a.d.a, ama hareketli). Şimdi gözlemlediğimiz ise büyük A ile işaretlediğim yer olsun. A nerede? Büyük harfle işaretlediğim nerede ise orada, küçük a, işte şimdi öyle bir gerçeklik yok! Yani sonsuz sayıda geçmişte ve şimdi hala orada olduğunu düşünebileceğiniz bir nesnellik, A falan yok, geçmiş, gelecek, ezel, ebed diye bir şey yok, "şimdi" neyse o. (a) bir yol üzre hareket etti, olan bu! Zaman dediğimiz de varlığın biçimleri veya kaynaklı olguların, değişiminin kıyasıdır, geçmiş, gelecek diye bir şey yok, bunalr farazi, hayali veya belleğe aktarılmış yansımalar, neyin? Yine varlığın hareket, değişim hallerinden bir halin, sürekli hareket devinim halde o sebele de konum olarak da, değişim olarak da fark oluşturuyor, ezelmiş, ebedmiş hikayedir, işin fiziği de, özü de bu ve oturup da varlık-yokluğu yok edip, yeniden var edeceğiniz iki kere totoloji bir geçmiş, gelecek de yok, varlık-yokluk ortada hamur gibi ve hamur karışıp, devindikçe biçimler açığa çıkıyor, kayboluyor ve böylece hız, zaman gibi kavramlarımızda, hamurun ezel, ebed gibi bir yerden gelip, bir yere gittiği yok, ortada ve şimdi neyse o...
Uzay, kütle ve enerjinin birbirini etkilemesi sonucunda, mekânın eğilip bükülebilir bir yapıda olduğunu biliyoruz. Bu gerçek, "A'nın hareketi sadece A'ya bağlıdır" gibi katı ve mutlak yaklaşımlarla çelişir; çünkü bir nesne hareket ettiğinde ya da bir kütle alanında bulunduğunda, mekânın kendisi de o nesne ve kütleyle etkileşime girerek biçim değiştirebilir.

Aynı şekilde, zaman da basitçe "ne kadar?" sorusuna yanıt veren sabit bir ölçü birimi değildir. Güçlü kütleçekimi alanlarında veya yüksek hızlarda zamanın akışının farklılaştığı, deneysel olarak gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, hem mesafe hem de zaman genişleyip daralabilen, katı ve değişmez olmaktan uzak iki temel boyuttur.

"A'nın hareketi, A'ya bağlıdır; hız, hareketin ölçüsüdür." Evet, ancak bu ifade, mekân ve zamanın esnekliğini göz ardı eder. Eğer mekân ve zaman, gerçekte olduğu gibi esneyebilen yapılar olmasaydı, görelilik kuramının öngördüğü GPS zaman düzeltmeleri veya kütle çekiminden ötürü bükülen ışık gibi olgular asla açıklanamazdı. Bu nedenle, "zaman sabit, mekân sabit" anlayışı, modern fiziğin ortaya koyduğu verilerle uyumlu değildir.

"ekmek" benzetmesi, kuşkusuz niceliksel ölçümlere değinen basit bir örnektir; ancak bu, hareketin, etkileşimlerin ve farklı durumlar arasındaki değişimlerin ölçümünde "zaman"ın oynadığı kritik rolü gözden kaçırır. Eğer varlık gerçekten "zamansız" olsaydı, yani bir ölçü birimi olarak dahi var olmasaydı, farklı referanslar arasında gözlemlenen değişimler....tıpkı yerçekimi altında farklı davranan cisimlerde olduğu gibi......ölçülemez hale gelirdi.

Kısacası, hareketin, hızın ve dolayısıyla zamanın ölçümü, yalnızca "A'nın hareketi" meselesi değildir; bu ölçümler, farklı referans çerçevelerinde zamanın akış hızının değişmesinden kaynaklanır. Zamanın salt zihinsel bir icat değil, doğanın temel dinamiklerini belirleyen bir unsur olduğunu doğrulayan en somut gösterge budur. "Zaman yok" demek, "yerçekimi yok" demek kadar temelsizdir; çünkü her ikisi de evrendeki nesnel, gözlemlenebilir ve ölçülebilir etkileşimleri açıklayan başlıca gerçeklikler arasında yer alır. Bu yüzden, farklı durumlar arasındaki değişimi, hız farklarını ve ölçülebilir sonuçlarını anlamamız için zamanın varlığı vazgeçilmezdir.

Zaman genişlemesi, tam da "farklı referans çerçevelerinin birbirleriyle etkileşimi" ile ortaya çıkar; yüksek hız, güçlü kütleçekimi ya da her ikisi bir aradayken, iki saat veya iki ekmek gibi örneklerde her nesne için "zaman" farklı akar. İçsel süreçleri (örneğin saatin tıkırdaması veya ekmeğin pişmesi), bu farklı akış yüzünden birbirine göre değişkenlik gösterir. Bu "görelilik" ilkesi, zamanın referans çerçevesine bağlı olarak değiştiğini açıkça kanıtlar. Yani, etkileşimin biçimi hızla, kütleçekimiyle ve bizzat zamanın kendisiyle doğrudan ilişkilidir; bu nedenle, zaman tıpkı yerçekimi gibi "uydurulmuş" değil, deneysel verilerle doğrulanmış bir olgudur.

Eğer zaman gerçekten yok olsaydı, hareketi, dönüşümü veya değişimi tanımlamak imkânsızlaşırdı. Einstein'ın kuramları gösteriyor ki zaman, mekânla iç içe geçmiş dinamik bir boyuttur ve yüksek hız veya kütleçekimi, zamanın akışını doğrudan değiştirebilir. Zamanı yok saymak, tıpkı yerçekimini yok saymak kadar büyük bir boşluk yaratır; çünkü bu, evrenin işleyişini açıklamaya çalışan fiziğin temelleriyle bağdaşmaz.

"Zaman yok, evren sadece sonsuz mekândan ibaret ve yerel bükülmeler var" şeklinde bir düşünce de, ışık hızının sabitliği gibi temel olguları açıklayamaz. Işık hızı, tek başına "mesafe" üzerinden değerlendirilmez; "mesafe/zaman" oranıyla sabitlenir. Eğer zaman dipsiz bir "yokluk" olsaydı, hız tanımlanamaz ve ışık hızının evrensel sabitliği savunulamaz hale gelirdi. Görelilik kuramına göre, ışık hızı her gözlemci için aynıdır; bu ise yalnızca mekânın değil, uzay-zaman dokusunun birlikte eğilip bükülebilmesiyle sağlanır. Mekân bükülebilir ama zaman boyutu da hesaba katılmadıkça, ışık hızının sabit kaldığını formüle etmek imkânsızlaşır.

Dolayısıyla, zaman boyutunun devre dışı bırakılması, "hız = mesafe / zaman" ifadesinin çökmesine ve görelilik kuramının yapı taşlarının anlamsız kalmasına yol açar. Bu nedenle, "sonsuz mekân + yerel bükülme, ama zaman yok" gibi bir yaklaşım, evrenin temel işleyişini açıklayacak dayanaklardan yoksundur. Zaman olmadan, "ışık hızı sabiti" kavramı anlamsızlaşır ve fiziksel kuramların dayandığı pek çok denklem çalışmaz hale gelirdi.


Not: İki saat veya iki ekmek örneğinde, her biri farklı koşullarda hareket ettiğinde, o nesnenin iç süreçleri (örneğin saatin tıkırdaması ya da ekmeğin pişme süreci) değişir. Bu relativite, zamanın farklı referans çerçevelerinde nasıl değişkenlik gösterdiğini açık biçimde ortaya koyar. Asıl kıyaslanması gereken de bu iki farklılıktır; zira fiziksel gerçeklikte zaman, yalnızca bellekteki izler veya zihinsel bir ölçüm aracı değil, doğrudan evrendeki dinamik süreçlerin, etkileşimlerin ve hareketin ölçülebilir, esnek bir boyutudur. Dolayısıyla, zamanın varlığını anlamanın yolu, bu tür ölçüm farklılıklarını karşılaştırmaktan geçer ve basit bir 'bellek kıyası' bunu açıklayamaz.

Dolayısıyla bellekle ilgili kıyas, hareketin varlığını kaydetmekle sınırlıyken; asıl değişimin ne kadar sürdüğünü, farklı koşullarda iliskilerin nasıl hızlandığı veya yavaşladığını anlamak, ancak zamanın ölçülebilir varlığı sayesinde mümkündür.

Zamanın yokluğunda, süreçlerin ardışık akışı ya da farklı hızlarda ilerlemesi gibi kavramlar da anlamını yitirir. Eğer zamansız bir mekânda hareket yine de gerçekleşebilseydi, bu hareketin "lineer" olması, yani her şeyin aynı sürede ve aynı şekilde ilerlemesi beklenirdi. İki ekmeğin farklı koşullarda pişmesi, farklı süreler alması veya pişme hızlarının değişmesi, ancak zamanın varlığı ve farklı referans çerçevelerinde farklı akabilmesi sayesinde mümkün olur. Dolayısıyla "zamansızlık" varsayımı altında, bu tür farklılaşan pişme süreleri ortaya çıkmaz cikamazdi, çünkü niceliksel değişimi ölçen temel çerçeve ""zaman"" ortadan kalkmış olurdu.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:37 .